ÇAYIMIN ŞEKERİ YOK

 Epey zamandır yazımı oluşturamadım. Büyükşehir, herkesi yuttuğu gibi bizleri de yutmak üzere.


Her şey yapay geliyor, maskeli insanlarla dolu her yer. Kalabalıklar içinde yalnızlığı yaşıyoruz çoğu zaman. Yalandan gülücüklerle geziyor insanlar. Bazen yalancı gülücükler de takılı kalmış insanların yüzlerinde, o nedenle eğreti duruyor gülücükler hep. 

Çay üzerine bir şeyler yazmak istesek bunu yabancı bir yazar en güzel şekilde yazmış zaten. Elimizde bir kahvemiz bir de çayımız var. Bunlarda olmasa ne yaparız bilmem. Uzun zamandır, bağımlılıkları yıkmak lazım diye düşünürken bunu çaydan mı şekerden mi başlamam gerektiğine karar veremedim. Çay ve şekerle dostluğumuz otuz yılı geçti. Bu dostlukta şekerden ayrılmak gerekliliğine inandım. Allah rahmet etsin, ninemle yorgun yayla yolculuklarından sonra sayacağın üstüne ortası delik bir teneke, onun üstüne çaydanlığı koyup kaynayınca demlediğim günler sanki dün gibi. Amcalarımın ekonomik durumu iyi olunca ninemin çayı ve şekeri hiç eksik olmazdı. Oysa çay ve şeker o kadar yaygın değildi köyde. Ninem “çayı demledin mi guzum” demeye kalmazdı demlemiş bile olurdum. Sonra kısa fakat kenarları süslü kalın çay bardakları olurdu o zaman onlara doldurması kalırdı sadece. Çay olarak da Rize Turist çayından başkasını bilmezdik. Bir de teneke kutuların içinde kokulu çaylardan hatırlarım. Ne kadar yorgun olsam da şu çaydan içince yorgunluğum kalmaz diyordu ninem.

Bizim kültürümüzde hayatı ikili olarak algılama çoktur. Leyla ile Mecnun, Çay-simit, çay -şeker, Kuru-pilav, vs çoğaltmak mümkün. Çayın hatırını geçemedim ancak şekeri geçmem gerektiğini hissettim. Çünkü bir gün cebime bir kap koyarak içtiğim çayların şekerlerini onda biriktirdim. Akşama kadar 20 adet küp şeker oldu. Bunu ortalama 10’ar adet düşününce ayda 300 adet şeker oluyor. Bu da nerden baksan bir kilo şeker oluyor. Bu şekeri çok kolay alıp çok zor harcıyoruz. Bu kolay kilo, vücudu yormaktan başka bir şey değil diye düşündüm. Sağlık için buna bir çözüm bulmak lazım. Başlarda çok zor oldu şekersiz çay içmek. Renkli ve tatsız bir su içtiğini düşünüyor insan, hatta sevgiliden ayrılmak, ya da gurbete çıkmak kadar acı geliyor. Zamanla çayın tadını bulmaya başlıyor insan ancak, ara ara şeker isteği de oluyor. Kolay değil eski dostluğu unutmak tabii ki. Önceden arkadaşlar derdi ki; şeker atarak çayın tadını bozmam. Meğerse onlar haklıymış. Bu tiryakilik de ne zor muş meğer. Oysa biz tiryakiliği sadece, tütün ve alkolde sanırdık. Her şeyin tiryakiliği zormuş. Bu tiryakilikler her gün artarak devam etmektedir. Şekerin çağımızın en büyük hastalıklarına sebep verdiği biliniyor. Kanser hücrelerinin en sevdiği şey olarak da şeker olduğunu söylüyor uzmanlar. Zarar vermediği organ neredeyse yok gibi görünüyor. Haddinden fazla şeker tüketimi hayatımızla iç içeyken hemen önlem almak gerekliliği gözden kaçıyor. Belki tatlı tatlı ölüme götürdüğü için pek fark etmiyoruz. Şekerin en yoğun kullanıldığı yerler ise yazın soğuk içeceklerle arttığı görülüyor. Sadece vücudumuza değil cebimize de zarar verdiğini biliyoruz aslında.

Bağımlılığın her türlüsü esarettir. Esaretin olduğu yerde özgürlük ve nesnel düşünce yoktur. Bağlı veya bağımlı yaşamak insana yapılan en büyük zulümdür. Bu da acı çekmeyi hoş gören insanlar tarafından normal gösterilebilir. Sadece alışkanlık olduğu için körü körüne olumsuz davranışlara tutunup kalmaya gerek yoktur sanırım. Her şeyi şekere kadar düşürmeyin şeklinde eleştiriler gelebilir. Bir çivi eksikliği savaşçıyı öldürebiliyorsa, bunu da o şekilde düşünmek gerekli belki de.

Bir söz vardır: Geciken adalet, adalet değildir. Yerinde ve zamanında gösterilmeyen tavrında anlamı olmadığı gibidir. Bağımlılığa bir tepki de biz koyalım geç kalmadan. Hemen şimdi. Bu ne olura olsun. Çayımın şekeri yok derken sanki hayatımın tadı yok gibi algılanıyor ancak zamanla bu algıyı değiştirmemiz lazım. Bağımlılıklara son vermesek de ara verelim. Sonra da bırakalım. 

Denemekten ne kaybederiz. Şekeri mi?
 
 


İzlenme: 830
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KONYA - HAVA DURUMU

KONYA

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ