Sarraf Yılmazlar

HAYAT DEVAM EDİYOR

 Bahar mevsimi nedense hep yeniden doğuş gibi olarak geliyor insana. Uzun süren ölüm uykusundan uyanmaya çalışan tabiatla birlikte insanlar da hayata farklı bir pencereden bakmaya başlıyor. Bahar mevsimi her bölgeye göre farklı algılansa da en çok öne çıktığı bölgeler karasal iklimi yaşayan yerler olsa gerektir. Karasal iklimde sınırlar keskin mevsim aralıkları beliğindir. Kışsa kış, yaz ise yazdır. Ara mevsimler yoktur. Denizin bulunduğu yerlerde ise mevsim geçişleri daha yumuşak olmaktadır. 



Geçen zaman içerisinde pek çok farklılar olmakta, dostlarımızın bazılarını ahirete gönderdik, bazıları ile kavga ettik, bazılarından uzaklaştık. Küslerimiz, barışlarımız oldu. Kimine yardım ettik, kimine zarar verdik. Herkes kendine yakışan görevi yaptı. İyi olanlar iyiliği, kötü olanlar kötülüğü yapmaya devam etti. Bu fani dünya da herkes kendisine seçtiği görevi yapmaya devam ediyor. Bazıları ise kendi derdinin ağırlığından hiç bir şeyden haberdar bile olamıyorlar. Çok eskiden beri anlatılan bir kıssa var, tamamını pek hatırlayamadım ancak kendi derdine düşen inşaların hayatı nasıl algıladığını anlatan bir hikâyecikti. Bu kıssa şöyleydi hatırladığım kadarıyla: Adamın birisi sürekli falan şunu yapmış filan bunu yapmış diye başka yerlerdeki bütün olaylardan haberi var, nerde ne olsa haberdar. Haberdar olduğu gibi başkalarına da anlatıyor. Başka bir adam ise kendi hayatıyla meşgul kimsenin eksiği, fazlasıyla ilgilenmiyor. Kendi haline yaşayan, kendi dertleriyle uğraşan birisidir. Bir gün bu adama sorarlar; Başkalarının yaptıkları, konuştukları, dedikoduları senin neden ilgini çekmiyor. Adam cevap verir; Ben kendi derdimden başkalarını göremiyorum ki der. İsterseniz örnekle size göstereyim diye söyler. Onlarda kabul eder. Başkalarının eksiklerini, fazlalıklarını araştırmayan insan diğer adamlardan içinden bir tanesine derki; Gel diyerek yanına çağırır. Adamın sırtına ağzı açık bir küp yükletir. İçini de zeytinyağı ile doldurur. Bununla beraber falan kahvehanenin önüne var geri dön, bu varıp gelmeyi yağı dökmeden yaparsan sana büyük ödül var der. Diğer adam tamam diyerek oradan uzaklaşır. Kısa süre sonra kan ter içerisinde geri gelir. Ne oldu? Dediğim yere vardın mı? Vardım. Tamam, o zaman peki vardığın yerde adamlar ne yapıyordu? Sırtında yağ küpünü götüren adam cevap verir: Küpteki yağ dökülmesin diye etrafta neler olup bittiğinden haberim yok diye cevap verir. Şimdi anladınız mı benim hayatı nasıl gördüğümü diye söyler. Diğerleri bu örneği çok beğenirler.

Hayat devam ediyor, acısıyla tatlısıyla, neşesi kederiyle. İşte hayat denilen şey zaten budur, bazen ağlatır, bazen güldürür. Her şey aynı olsa insan ne kadar sıkılır. Yüce Yaratıcı bunları bildiği için sürekli değiştirmekte her şeyi. Mevsimler gibi, duygularımızı da değiştiriyor. Bazen bahar, bazen kış yaşıyoruz içimizde. Geçenlerde bir dostum dedi ki: Ağustosta ağızdan buhar çıkar mı? Diye sordu. Hayır, kışın ayazda ağızdan buhar çıkar ancak dedim. O dedi ki; içimdeki yangından, sıkıntıdan Ağustos ayında ağzımda buhar çıkıyordu. Allah kimsenin içini yakmasın dedi. Maalesef hayat böyle değil mi aslında? İçimizdeki duruma göre zemheride yanar, yazında donabiliriz.

Bir şarkı sözünde ne güzel özetlemiş hayatın devam ettiğini;
“ Hayat devam ediyor,
İstemesen de yıllar geçip gidiyor, 
Dur, desen de, tutunup kendime 
Eski bir resimde, geçmişi eskittim gözlerimde


 


İzlenme: 587
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR