Sarraf Yılmazlar

KENDİNE YAPILMASINI İSTEDİĞİN ŞEYİ BAŞKALARINA YAP

 

 
Dibi görünen deniz gibi, dünyanın da dibi göründükçe yaşanan kötülükler ve iyilikler iyice artmaya başladı.

Bir şeyin son noktası yaklaştıkça geçmişten bugüne ne kadar birikim varsa görünmeye başlar. İyilik, kötülük bilgi birikim ne varsa son noktaya ulaşır. Yani bir şeyin dibi görünmeye başladıysa içindeki her türlü güzelliklerin ve çirkinliklerin görülmesi normaldir. Gizemli olan her şey biter gerçekle karşı karşıya kalırız.
Dünyanın sonu yakın gibi görünüyor. Dibi görünen deniz gibi, dünyanın da dibi göründükçe yaşanan kötülükler ve iyilikler iyice artmaya başladı. İyi ürünlerin reklamı olmadığı gibi iyiliklerinde reklamı olmayınca dünyanın sonunda, iyilik çok azalmış gibi bir hava oluşmakta.  Çünkü kötülüklerin reklamı daha fazla yapılmaktadır. Kötülük yapanlar da çok popüler olabilir. Bunun sonucunda ne kadar kötü olursan, o kadar başarılı olursun düşüncesi, mantıklı gibi gelebilir. Bu yanılgı topluma yayıldığı zaman ise geç kalınmış olur.
 Günümüzde gözden ırak olan, gönülden de uzak oluyor maalesef.  Yapmayınca duramadığımız o kadar çok iş var ki kafamızda. Sakin kafayla düşününce bunca şeye gerek var mı dediğimiz olmuyor değil. Zihinlerimize farklı şeyler işlenerek ölümü unutturup dünyayı sonsuzmuş gibi algılatıyorlar. Her gün gözümüzün önünden geçen cansız bedenleri, sanayiye götürülen araç gibi, tamire giden bilgisayar gibi görüyoruz. Yanımızdan geçen ambulansları ışıkları yanıp sönen, acil gitmeye çalışan sıradan bir araç olarak algılıyoruz. Ya o araçların içindeki bedenler, akrabaları, çocukları, yetiştirilmeye çalışan hastanın kendi durumu, yaşadıkları, hissettikleri, daha pek çok şey.
Bize verilen süresi sınırlı krediyi çok çabuk, korkusuz ve hesapsız harcıyoruz. Hepimiz toplum içinde, toplumla yaşıyor, yalnız başına ölüyoruz. Süresi dolan bedenlerimizi geri dönüşüm kutusu olan mezara bırakıyorlar. Bu geri dönüşüm bilgisayardaki dönüşüm kutusu gibi geri getirilemeyen bir yerdir. Orada maddiyat ve maneviyat ayrılıyor. Bu dünya için olanlar bu dünyaya, öbür âlem için olanlar oraya götürülüyor. Bu dünyadaki giyilen beden, kullanılan profil bu dünyada kalıyor. Doğarken verilenler bu dünyada kalırken, doğmadan önce verilenler ve bu dünyadaki yaptıkları kendisiyle gidiyor. Sonra hareketlerin dökümüne geçilecek. Neleri beğendik, neleri beğenmedik.  Bize verilen profille kimleri kandırdık, hangi sitelere girdik, hangi oyunları oynadık, hangi hilelerle sistemin içindeydik; bütün her şeyin, sistemin sahibi tarafından sorgulanacağız. Sanırım bu çağın en önemli yönü, bu dünyanın sanal olduğunun en güzel anlatıldığı zaman olsa gerek. Bugün fiş takılarak bağlandığımız sanal âlemden ayrılmanın tek şartı fişi çekmek olunca, bize verilen süre bitince de fişimiz çekilip bu dünyayla bağlantımız kalmayacak. Gerçek başlayacak. Tıpkı evde, okulda, kafede bilgisayarı kapatınca karşılaştığımız durum gibi. Bulunduğumuz kafeyse gürültü, evse anne babanız, oturduğumuz sandalye elinizdeki çay, uyuşan ayaklarınız, kızarmış gözleriniz size küsmüş bir eş, kendisiyle oynamadığınız çocuğunuzun üzgün hali gibi pek çok gerçeklerle karşı karşıya gelebilirsiniz. Elektrik kesilince sönen ekran karanlık olunca az önceki sizi beğenen binlerce kişi, olduğundan daha güzel cilveli içten görünen kız, daha yakışıklı sempatik, güler yüzlü görünen erkek hepsi kaybolur. Sanal olan sanrılar biter. Elektrik, su, telefon faturaları seni bekler. Bunları da sanal ödeyebilirsin. Ancak hesabında ödeyecek karşılık varsa. Hesabındaki iyilikler, dualar bir işe yarar belki, o da yoksa cehennemden ateş karşılığında gelen faturaları ödeyebilirsin.
O halde dilediğini yapmaya devam et istersen.     
 
 


İzlenme: 594
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KONYA - HAVA DURUMU

KONYA

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ