TAŞINABİLEN İLÇELER

 Taşıma su ile değirmen dönmez demiş atalarımız. Ancak günümüzde her şeyi taşıyarak yaşamaya çalışıyoruz. Bir ara numara taşıma ile zirve yaptı bu taşıma işi. Olmadı taşıyalım, olmadı taşınalım, daha olmadı “ kapatıp Bodruma yerleşelim abi” ye kadar gider bu gidiş.

Biz küçükken hayvanı olanlar yaylaya göçer ya da hayvanlarını asla dışarı çıkaramazdı. Hayvanı olmayanlar ise köyde yaşardı 3-4 ay kadar. Baktılar ki köyde olmak daha rahat ne işimiz var dağda taşta denerek onlarda çıkmamaya başladılar yaylaya. Çünkü herkes rahatı sever. Gel zaman git zaman, ilçelere çalışmaya gidenler buralarda ayağımıza çamur değmez, ekmek fırından, sebze pazardan kolayca alınabiliyor, altı ay ekmek, sebze için tarlada uğraşmaya gerek yok denerek insanlar köylere de gelmez oldular. Zamanla ilçelerde sağlık ve eğitim iyi olmadığı için insanlar, şehirlere akın etmeye başladılar. Şehirlerinde ekonomik ve ucuz yaşam alanları bazı büyükşehirlerde toplandığı için, büyük şehirlere yığılma fazla olmaya başladı. Büyükşehirler gittikçe büyümeye, ilçeler gittikçe küçülmeye, köyler ve kasabalar kaybolmaya başladı. Bu gidişle sadece büyükşehirler ayakta kalacaklar. Hatta yakın zamanda bu büyükşehirlerinde denizle bağlantısı olanlar ya da ithalat ve ihracat yapılan yerler ayakta kalacak gibi görünüyor. Şehirler şimdilik nüfus arttıkça merkezden para geliri attığı için köylerden daha çok insan toplama gayretinde. Çünkü nüfusu olan düdüğü çalıyor. Bu düdük ne kadar öter bilinmez ama köyler ve kasabalarından koparılan, kopmak zorunda olan insanlara şehir ne kadar dayanır bilinmez. Köy ve kasaba boşaltma dendiği zaman sadece doğu bölgeleri geliyor. Hâlbuki göze görünmeyen pek çok kasaba ve köy hızla ortadan yok oluyor. Bozkır, Hadim, Taşkent, Beyşehir, gibi yerlere bir bakmamız yeterli. Oradaki insanlar yurtlarından ayrılmamak için karın tokluğuna yıllarca çalışmışlar ve devlete pek çok değerli insan yetiştirmişler. O yetişen insanlar ise büyük yerleşim yerlerini seçmişler, çocuklarının geleceği için. Kendileri şehre gidince sadece piknik gezilerine gelmişler köye. Çocukları ve torunları buraları kulaktan dolma duymuşlar. Böyle olunca orda uzakta bir köy var mantığıyla yaşamışlar. Maddi durumu iyi olmayanlar, gidemeyenler, sağlık ve eğitim sıkıntıları çekmiş kimin haberi var. Oradaki çocuklara nasıl bir yardım yapılmış. Üretim yapılacak konularda bile buralar akla getirilmemiş. Besicilik için bile şehrin bir ucuna ilişivermişler. Niye dağın başında besicilik yapayım diye. Bu gidenler kendini kurtarmış, altta kalanların canı çıksın mantığı nereye kadar gider bilemeyiz. O köy ve kasabalarda yaşamanın zorluğunu anlamak için çok basit bir örnek; Hadim’in bir köyündeki adam arabasını muayene arabayla iki saat yol gidip Seydişehir’de yaptırmak zorundaydı. Şuan ne âlemde bilmiyorum. Şu cümleleri duyar gibiyiz; Ne işi var dağın tepesinde gelsin Konya’ya eğitim sağlık, her ne istersen var şeklinde. Bu düşünce sağlıklı olup olmadığını zamanla anlayacağız. Şu aralar epey görmemize rağmen daha da sağlıksız sonuçlarını da görebiliriz. Taş yerinde ağırdır. Bir yuvarlanırsa o taş ne yosun tutar, ne kültür. Kaynaklarımızı hızla tüketirken köy ve kasabalara çok ihtiyaç var. Böylelikle ilçeler zorunluluktur. Bozkır’ı kapatalım, Hadimi kapatalım derken kalabalıklaşan şehirlerde yaşanmaz olması görülen bir şey olsa gerek.1900 lü kayıtlarda Bozkır’ın 100 köyü ve pak çok kasabası bulunurken en son otuz kadar kalmıştı galiba. Bunlarında sadece adları kalmış köylerde ise zaten kimse kalmamış. Bu kapatalım gitsin mantığı sıkıntılıdır. Köy ve kasabalara teşvik verilerek oraların üretim merkezi olması sağlanmalı bence. Yerinde ve etkili bir çözüm bulmakta geç kalıyoruz. Madem her yeri İstanbul’a bağlayalım. Biri Anadolu iller ili olsun diğeri de Rumeli iller ili, olsun, bağlama işi bitsin.
Mahalleler, köyler, kasabalar, ilçeler, iller kapatılarak sorun çözülecek diye düşünmeyi bir daha düşünmeli. Sorunlar ertelenmeyle çözülmez. Kılcal damarları kapatalım, ana damar yeterli diyenler varsa bilmem. Vücudun her yerini besleyen kılcal damarlardır. Kılcal damarların kapanması ana damarların ömrünü bitirebilir. “
Her şey taşınabilir düşüncesini “ başka bir yere taşıyalım.
 


İzlenme: 1042
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR