TEŞEKKÜR, TEBRİK VE ÖNERİ

 Bu aralar, herkesin fark edip te ses çıkarmadığı bir şey var Konya’da.


Tuvaletlerin pek çoğunda “Büyükşehir belediyesi-Ücretsiz ”yazısını görmeyen yoktur, sanırım. Birkaç yıl önce “Konya’da Yüz Numara Sorunu” adlı yazımızda sıkıntıları dile getirmiş yetkililerden yardım beklediğimizi yazmıştık. Bu çağrının cevabını geç de olsa görmek bizi ve diğer halkın çoğunu memnun etmiş durumda. Bu eksikliği giderme de emeği geçenlere Konya Büyükşehir belediyesi’ ne teşekkür ederim.

Birkaç yıl önce aşağıdaki gibi bir yazı yazmıştık:

“Eskiler ihtiyaç gidermeyi değişik ifadelerle adlandırmışlar. Defi hacet, su dökme, yüznumaraya gitme, helâ vs derken günümüzde tuvalet, en son lavabo olarak söyleniyor. Günümüzde bu iş tam bir sektör olmuş vaziyette. Bunlar için ihaleler, vs ler oluşturulmakta. Çok küçükken duyardık İstanbul’da tuvalet bile paralıymış diye.• Yaşlı bir amca parkın kenarına çekilmiş, küçük ihtiyacını giderdi. Yanına varıp az ileride tuvalet var, neden oraya gitmiyorsun da parkı kirlettin dedim. Adam oğlum cebimde beş kuruş yok ki tuvalete gitsem, deyince düşündüm. Adam devam etti. Ben hastayım doktordan köye gideceğim. Bugün kaç kez gitmek zorunda kalınca para bitti, dedi. Düşündüm ve hak verdim adama. Çünkü atalarımız bir cami yanına yıkanma yeri, tuvalet ve kalma yeri yaparak bu sorunu çözmüşler. Peki, şuan da köyden veya yabandan Konya’mıza gelenlerin halini sorgulayan yok galiba. Bir misafir gezdi dolaştı namaz kılacak, ihtiyaç için 75kuruşu ödemek zorunda. Öğle ikindi, akşam, 2,5,3tl yi buluyor. Paran varsa sorun değil. İşyerleri olanlar da işhanlarının tuvaletinden birer anahtarla, işlerini hallediyorlar. Konya dışından gelenlerin vay haline o zaman. Kılınmayan namazlardan öncelikle şehrin yönetiminden sorumlu insanlar sonra da biz üzerimize düşeni alırız galiba. Hem dünyayı Konya’ya çağırıyoruz: Gez dünyayı gör Konya’yı, ya da; Gel ne olursan ol yine gel diye. Ondan sonra üzerimize düşeni yapmayalım. Özellikle otogarlar ve cami çevresine bir çözüm bulunması gereklidir diye düşünüyorum. Biliyorum parasız olunca bazı sorunlar çıkacak, temiz tutulmayacak, ama orada çalışanların maaşları başka şekilde çözülebilir. Ya da cami çevresindekiler mutlak çözülmesi gerekiyor. Zaten bir çelişki yok mu? Özellikle bazı vakıf camilerinin tuvaletlerinin paralı olması gerçekten hak mahrumiyeti açısından sıkıntılı olmaz mı? Vakıftan mahrum olmak mahrum edenleri yakalamaz mı? Temizlik ihtiyaçları, işçi vs lafları bunun için bahane olmamalı”. ……. Diye devam eden bir yazıydı.

Şubat ayında Hadim ilçesine gittim. Baraj yapımı tüm hızıyla sürüyor. Bir kısmı bitmiş durumda. Yollar konusunda sıkıntı devam ediyor. Yollar çok kıvrımlı ve dar. Çok para harcanmasına rağmen yollar gereken seviyede ve kalitede değil. Yüzyıllardır ihmal edilen bu yörelerin insanı buralara bir çivi çakan, yatırım yapanı duasından eksik bırakacağını sanmıyorum. İlçede bulunan hastaneye uğradım. Önceki dönemlerden şartlar ve durumlar değişmiş. Binası yenilenmiş. Tüm çalışanların özel bir hastane şevkiyle çalışması oradaki insanların takdirini toplamış gördüm. Pek çok ameliyatın bile yapılıyor olduğuna bir yakınım sayesinde şahit oldum. Oradaki çalışanlar çok başarılı işlere imza atıyorlar. Bu kırsal yörede tüm gücüyle çalışan personeli tebrik ediyor, oralara bu hizmeti getirenlere teşekkür etmek istiyorum. 

Geçen yaz döneminde Mevlana çevresi büyük bir dönüşüme şahit oldu. Bu dönüşümde başarılı tarihi evlerin restore edilmesi ve tarihi bir sokak oluşturulması harika bir çalışma olmuş. Eski Konya’yı günümüze taşımış. Ancak özellikle Mevlana avlusu ve hemen önü, “Göründüğü gibi olacak “sloganıyla çok reklam edilen Mevlana önündeki geniş bomboş beton yer anlamsız olmuş. Bu dönüşüm çok başarısız bir dönüşüm olarak görüldü. Buna neden olarak da çevresinde bulunan ıhlamur ağaçlarının kokusuyla mistik bir ortam oluşuyordu yaz akşamlarında. Birkaç köknar ağacının altındaki yeşil alandaki güllerin güzelliği ve kokusu, havuzdaki su sesiyle dinlenen insanlara bir nefes alma yeriydi burası. Tamam, şuan fotoğraf çekmek için güzel, camiler engelsiz görünüyor tek karede, ancak ne bir ağaç var, gölgesinde durulacak, ne de oturulacak bir bank. Geniş bir alanı betonlaştırmaktan başka ne işe yaradı doğrusu bilemiyoruz. Burası yapılırken ne düşünüldü orasını bilmiyoruz. Bir de o boşluğunda miting alanı olarak kullanılması oranın manevi havasına ve mezarlığın atmosferini bozması nedeniyle güzel olmaz diye düşünenler çoğunlukta. Merkeze yakın oturup dinlenilecek yer olarak Bir Alâeddin tepesi var, bir de eski fuar alanı, başka oturup yazın serinleyeceğin, nefes alacağın bir yer yok. Yakında stadyumun yerine de alışveriş merkezleri dikilecekmiş diye söyleniyor. Eski Selçuklu itfaiyenin yerine avm’ler yapıldığı gibi yeşil alan yerleri binalara dönüştürülürse şehirde yaşamak iyice sıkıntıya sokar insanları psikolojik olarak. Buraya gündüz açılan gece kapanan büyük şemsiyeler koyarak bu işi kısmen çözebiliriz. Ancak yeşillik ve ortasında bir havuz gibi şeyler olmayınca Mevlana’nın önünde kimse oturamaz. Sıcak düz bir alan olmaktan öte gitmez. Bu konuda mutlaka bir şeyler yapılmalı yaz gelmeden.

Konu tuvaletten açılmışken bir büyük eksikliği daha paylaşalım. Özellikle yeni yapılan inşaatlarda işçiler tuvalet ihtiyacını cami tuvaletinde, umumi tuvaletlerde giderdikleri dikkatimizi çekiyordu. İnşaatta görevli bir arkadaşımda aynı dertten şikayetçi olunca şaşırdım. Yeni yapılacak binanın tüm Projesi, bekçi kulübesi bile var ancak inşaat bitinceye kadar, o işçilerin ihyacını gideren tuvalet yokmuş. Çevremdeki yeni yapılan inşaatlara baktım gerçekten yoktu. Belediye destekli kooperatiflerde yeme içme ve diğer ihtiyaçlar düzenlenmiş ama özellerde böyle bir şey yok. Çalışanlar ihtiyacını bazen bina içine bile yapabiliyormuş. Çalışma ruhsatı verilirken buna dikkat edilse daha güzel olmaz mı?
 
 


İzlenme: 531
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR