08 Aralık 2013 Pazar gününü Halil ACAR,Hüseyin GÜDER,Yaşar BİLİR ve bendeniz Halil ŞİMŞEK Tarih ve kültür kokan antik kent Milas ve Söke Pirine’ye ayırdık.
   Söke Güllübahçe de bulunan Priene Antik (Yunan) Kenti ve Eski Güllübahçe olarak bilinen Rumlardan kalma Gelebeç Köyünü ve köyün içinde bulunan Aziz Nikolaos Kilisesi'ni görüp inceleme fırsatını yakalayıp bol bol fotoğraf çekimi gerçekleştirdik.
Gezi proğramımızı gerçekleştiren ve benim de gezme fırsatını bana bahşeden değerli dostlarıma can-ı gönülden teşekkür ederim.
Gördüğüm ve hakkında bilgi edindiğim antik kentlerin bilgilerini sizler ile paylaşırken,fotoğraflarını da aşağıda göstereceğim şekliyle birlikte izleme fırsatı bulacağız.İyi seyirler.

PRİENE (Güllübahçe - Söke)
Priene: Aydın ili Güllübahçe beldesi yakınındadır. Priene’de Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından kazı ve araştırma çalışmaları yürütülmektedir. Varlığı M.Ö. 2. bin yılına kadar uzanan şehrin ilk kuruluşu hakkındaki bilgilerimiz hâlen varsayımlara dayanmaktadır. Helenistik dönem boyunca şehir Ptolemaic ve Seleucid Krallıklarının ve Pergamum Krallığı’nın yönetimi altına girdi. M.Ö. 133’de Pergamum Kralı II. Attalus’un ölümünden sonra toprakları kendi isteğiyle Roma’ya eklendi ve böylelikle Priene Roma egemenliğine altına girdi. Bizans döneminde şehir piskoposluktu. Bulgular İmparatorluğun çöküşüne kadar yerleşimin devam ettiğini kanıtlamaktadır. Bu dönemin sonunda ise, Priene tamamen terk edilmiştir.
Priene eski şehir plânlamacılığının en güzel örneğidir. Şehir, Miletli mimar Hippodamus tarafından geliştirilen “grid sistemi” ile inşa edilmiştir. Genellikle 3,5 metre genişlikte olan şehrin yan sokakları arazinin eğimli olması sebebiyle merdivenlidir. Resmi ve halka açık diğer binalar çoğunlukla bir bloğun tamamını kapsamaktadır ve şehir merkezinde yer alır. Bunlar arasında oldukça korunmuş olarak günümüze kadar gelen Athena Tapınağı (M.Ö. 4. yüzyıl), Tiyatro, Agora, Zeus Olympos Tapınağı, Bouleuterion (M.Ö. 150), 2 Gymnasion ve Demeter kutsal alanı bulunmaktadır. Şehrin, biri batıda diğer ikisi doğuda olmak üzere üç kapısı vardır. Priene’nin ana giriş kapısı olan “Doğu Kapısı”, taşlı kaldırımdan yapılmış uzun bir yokuş yoldan sonra ulaşılabilen Tiyatro sokağının kuzey doğusunda yer alır.

Prien Tarihi
Athena Tapınağı Priene
Antik çağın en büyük tarihçilerinden olan, aynı zamanda tarihin babası olarak bilinen "Anadolulu HEREDOT", kitabında bölge için şöyle der :
"Panionionda toplanan Iyonlar, kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altına ve en güzel iklime sahip yörede kurmuşlardır. Güneyden başlayarak ilk kentleri Miletosdur; hemen sonra Myus ve Priene gelir..."
PRIENE
12 İyon kenti olan Milet, Priene, Myus, Efes, Kolophon, Eritrai, Klazomenai, Foça, Samos, Kios, Teos, ve Lebedosun meydana getirdikleri dini ve siyasi birliğin toplantı merkezi olan "Panionion", Prienenin sınırları içinde kalıyor ve buradaki törenleri Priene'liler yönetiyorlardı. Bu da Prienenin önemini arttırıyordu. Gerçekten de Milet, Didim ve Priene Antik Kentlerinin yer aldığı bölge, Anadolu'nun en güzel bölgelerinden birisidir.Priene'nin kelime anlamı"Hisar Yurdu" demektir. Priene kentinin ilk yerleşiminin nerede kurulduğu belli değildir. Kent M.Ö. 350 yillarina doğru bugünkü yerinde yeniden inşaa edilmiştir. Milet'li ünlü şehirci-mimar "Hippodamos"un, kendi adıyla anılan "Hippodamos Planı"na göre yeniden inşaa edilen bu kent, arkeolojide Hellenistik çağın en güzel kentlerinden biri olarak bilinir.

Günümüzden 2000 yıl önce Söke Ovası tamamen bir deniz, Bafa Gölü de bir koy şeklindeydi. Bu denizin kenarında Antik Çağın en güzel kentlerinden Priene yer alıyordu. Priene'liler denizcilikle uğraşıyorlardı. Kentin bilinen iki büyük limani vardır. Güneyinde yeralan "Naulochos" limanı en büyüğüdür.

M.Ö. 494 yılında İyon Birliği ile Persler arasında yapılan Lade Deniz Savaşı'na Priene'liler 12 gemi ile katılmışlardı. Savaş sonunda İyon donanması yenilgiye uğrayınca Milet ve Didyma gibi Priene kenti de yakılıp yıkıldı. Menderes Nehri'nin yavaş yavaş denizi doldurması sonucu bugün denizden epey uzaklaşmıştırEtrafın bataklık hale gelmesi ve deprem sonucunda 13. yy.'dan sonra tamamen terkedilmiştir. Ortaçağdan sonra bugünkü "Güllübahçe" kasabası'nın bulundugu yerde "Samson" adlı bir sehir olduğunu, Rum yerleşmesi zamanında kasabanın adının "Gelebeç" oldugunu biliyoruz.

Ayrıca M.Ö. 6.yy'da Priene'de antik çağın yedi bilgesinden birisi sayılan filozof ve hukukçu daha sonraları Kapadokya bölgesinde karşımıza çıkacak olan "Bias"ın çocukluğunu geçirdiği yerdir Priene. (Antik çağda bilim ve sanata yön veren yedi bilge şunlardır; Milet'li Thales, Priene'li Bias, Girit'li Epimenides, Atina'li Solon, Sparta'lı Khilon, Korint'li Periandros ve Syra'lı Pherekydes)
Priene'de kazılar 1765-1769 yılları arasında İngiliz'ler, 1895-1898 arasında Alman'lar tarafindan yapılmış; bulunan eserlerin çoğunluğu Almanya'ya götürülmüştür.
               
Athena Polias Tapınağı
    Pek çok yunan kentinde olduğu gibi, Priene`nin de ana tanrıçası Athena idi. Bu nedenle tanrıça `polis´ (şehir) kelimesinden türemiş olan `Polias´ ek adını taşımaktaydı.
    İskender M. Ö. 334`de tapınağın yapımına olasılıkla katkıda bulunmuş olup, tapınak inşası M.S. erken 1. yy`a dek sürmüştür.
İon düzenindeki tapınağın mimarı, Halikarnassos Mausoleumu`nun inşasındaki çalışmalarıyla ünlenmiş Pytheostur. Priene Athena Tapınağı, Vitruvius`un tapınaktan bahsetmesine bağlı olarak daha sonraki dönemlerde de ününü korumuş ve Avrupa mimarisini de etkilemiştir.
Basamak ve stylobattan oluşan kurvaturalı (yaklaşık 4 cm) alt kısım üzerinde, 12 m yüksekliğinde 6x11 adet sütun yükselmektedir. Sütun başlıkları ion düzenindeki çatıyı oluşturan arşitrav, yumurta ve diş sırası ile simayı taşımaktaydı. Sütun ile tapınak arasındaki galerinin tavanı mermer kasetlerle bezeliydi. Bunlardan birkaçına ait kirişler sağlam durumdadır. Cella ve pronaos gibi iç mekanların üst yapısı ise ahşap idi. Cellanın batı kısmında duran Athena Polias kült heykeli, Phidias`ın Atina`daki ünlü eseri Athena Parthenos`un bir kopyasıydı.
Tapınağın doğusundaki ön avlu zemin kaplama levhaları ile döşenmiştir. Bu alanda podyum üzerinde duran ve basamakla çıkılan bir sunak bulunmaktaydı. Tapınağın diğer üç yanı duvar ile çevriliydi. İon düzenindeki yarım sütunlar ve kabartmalı levhalarla bölünmüş olan tapınak duvarının levhalarında olasılıkla Apollon ve Musalar tasvir edilmişti.
   1868-69 yıllarında İngiliz kazıcılar tapınak duvarlarının bir insan boyu yükseklikte korunageldiği gözlemlemişlerdir.Ancak, sonraki yıllarda buradan taş alan köylülerin geriye bıraktıkları, temellerden pek fazla değildir.  

Telonia  (  Akropolis )
Kent yüksek bir kayalığın güney eteğindeki eğim üzerine yerleştirilmiştir. Yukarıda, dağın tepesinde antik çağda Telonia adı verilen akropolis yer alır. Telonia ’da bir garnizon vardı. Dört aylık bir dönem için seçilen komutanın, görev süresi içinde garnizondan ayrılması yasaktı. Dorukta savunma duvarının bazı parçalarından başka bir kalıntıya rastlanmamaktır. Buraya tırmananlar için en büyük ödül, tüm kenti ve Maiandros Nehri’nin  menderesler çizerek ufka doğru ilerlediği ovayı içine alan harika panoramayı görmektir. Yukarıya kayalığın sarp tarafındaki dar bir patikadan çıkılabilir. Patika her ne kadar tam anlamıyla tehlikeli değilse de yükseklikten etkilenenler için güçtür. Yolda bazı kaya kabartmaları ile heykel kaidelerinin bulunduğu, küçük ve sevimli bir kutsal yer ile karşılaşılır.  Bu yol son yıllarda tehlikeli bir durum almaya başlamıştır. Kendinizi riske atmadan biraz daha yorucu , uzun ama bir okadar da emniyetli arka patika yolu tercih etmenizi öneririz.

Priene`nin Konutları
  Kentin batı konutları, Hellenistik Dönem`in en iyi bilinen örnekleri arasındadır. Kentin kuruluşunu izleyen evrede, M.Ö. geç 4. yy ve 3. yy`da, eşit büyüklükte sekiz parsele bölünmüş (yak. 8,80 x 23, 50 m = 208 m2) bir insula modeli sözkonusuydu. Her bir parselde, aynı tipte prostaslı ev inşa edilmişti. Avlunun kuzeyinde oturma, güneyinde ise işlik mekanları bulunmaktaydı. Konutlar güney yamaç boyunca teras şeklinde sıralanmış olmalarından dolayı hem kış güneşini alıyor hem de yazın kuvvetli güneşinden korunuyordu.
  Evlere giriş avlu ve prostastan (ön mekan) sağlanıyordu. Yan tarafta ev sahibinin akşam davetlerini verdiği andron (selamlık) yer almaktaydı. Ön avlunun arkasında evin ana mekanı oikos ve bunun yanında bir mekan daha bulunuyordu. Konutlar daha geç bir zamanda ikinci bir kata sahiptiler. Şehrin kuruluşundan sonraki dönemlerde inşa edilmiş latrinaların varlığı henüz saptanamamıştır.
  Priene`de aynı tipte fakat daha büyük konutlar da bulunmaktaydı. Bu konutların başlangıçtaki planları, zamanla genişletilmeleri nedeniyle değişmiştir.23.12.2013
 




Hiç yorum yok:

Arama Kutusu

Ziyaretçi Defteri

Oku Yaz

Şimdi Reklamlar...

Son Yorumlar

Karikatür Köşesi

Web Sayacı

Yandex.Metrica
Teman�n tum haklari saklidir - Korualan Gezlevi Haber Kültür ve Bilgi Web Sitesi: Korualan(Gezlevi),Kuşadası,Söke Hattı
Anarsik CocukDavut Erarslan